Yazı
Annelik Mesaisi
2 dk okuma · 130 okunma
✦
Anne olmadan önce anneliğin sadece büyütmekle ilgili olduğunu zannederdim. Oysa daha çok büyümekle ilgiliymiş. Kendinin yeni bir versiyonunu büyütmekle ilgili… İnsan yeni yeni korkularıyla tanışıyor mesela. Ne kadar kaygılı olabileceğini görüyorsun ki bu beni bir parça ürküttü. Evladını dünyanın bütün kötülüklerinden korumak isterken, bunun da asla mümkün olmayacağı bilgisiyle başa çıkmaya çalışıyorsun. Okuduğun kitaplar, sahip olduğun ilim, o doğmadan yaptığın bilişsel hazırlıklar falan bir bakıyorsun buhar olup uçmuş. Bazen gerçek dünya kitaplarla uyuşmuyor. Böyle olunca daha önce tadını bilmediğin tarzda bi yetersizlik duygusu ve stres yükleniyor insana. /Ben hiçbir şey bilmiyorum çocuk. Öğret bana sana nasıl bakılır? Bu ağlayışın bana ne anlatıyor?/
Annelikte en zorlandığım şeylerden biri uykusuzluk olabilir. Üzülünce uyuyan, dinlenirken uyuyan, sınava çalışmadan önce uyuyan, hasta olunca uyuyan, uyku ile kendini iyi hisseden biri olarak kronik uykusuzluk ve uykularının sürekli bölünmesi sinir sistemimi alt üst etti. Bazı günler vücudumun, psikolojimin sınırlarında gezdiğimi düşünüyorum. O kadar yoruluyorum ki! Bunu cümleye dökemeyecek kadar yoruluyorum. Sonra o uykuya dalıyor içimde ılık rüzgarlar esiyor. Zoraki uyuttuğum bebeğimi öpüp koklayasım, içime sokasım geliyor. İki saatlik uykuyla kendime gelebiliyorum. Annelik delilikten bir aşağısı galiba.
Bir insan en had safhada ne kadar sevilebilir onu öğreniyorum. Sınırlarım beni aşarak genişliyor. Ordan bütün çocuklara akıyor mesela. İstiyorum ki başkalarının bebekleri de güvende olsun, iyi olsun, doysun. Aksini gösteren haberler gördüğümde eski Rumeysa’dan daha çok kahroluyorum.
Anne olduktan sonra kendi öz ailenle de içinde başka bir hesaplaşma oluyor. En azından bende öyle oldu. Bazı konularda anlıyorsun, sınanıyorsun çünkü. Diyorsun yapacak bir şey yokmuş. Bazı konularda ise kocaman bi “Nasıl yani? Nasıl bunu hissetmemiş, şunu yapmadan durabilmiş, böyle davranabilmiş asla anlayamıyorsun. Sürekli söylenen “anne olunca anlarsın” sözü çok doğruymuş ama düşünüldüğü gibi değil. Göz göre göre hangi yönlerden eksik kalmışsın/kalıyorsun onu anlıyorsun. Bu da seni kendi içinde daha kırılgan hissettirebiliyor. Sanırım bunu yalnızca ailesiyle sınanmışlar anlar.
Aslında hayatın her merhalesi insanı değişmeye, dönüşmeye zorluyor doğrusu. Fakat hiçbirinin tadı aile olmak gibi değilmiş. Eski ben olsa bu günleri yaşayabileceğime bile ihtimal vermezdim. Bir ân düşününce ne kadar az şükrettiğimi anlıyorum. Nasıl bir insana dönüşeceğim bilmiyorum. Umarım şimdiye kadar sahip olduğum benliklerden daha iyi biri olur. Deniz gözlü oğlum benim, iyi ki varsın ve iyi ki seninle büyüyorum.
— Rumeysa
✦
Yorumlar (3)
- Hilal
Harika bir paylaşım.Beni çok etkiledi kendi öz ailemle sınanmış olmak kısmı evlat büyütmek...Rümeysa kalemine yüreğine sağlık kardeşim.
- Meryem Aytaş
Çok duygulandım, ancak bu kadar güzel ifade etkileyici ifade edilebilirdi 😢
- Nesibe Nur
Her cümlende kendimi buldum ve yalnız olmadığımı hissetmek çok iyi geldi. İnsan kendi dillendiremediği şeyleri bir başkasından duyunca ferahlıyor. Kalemini zaten çok beğeniyorum. Yüreğine sağlık Rumeysa. Ne kadar güzel bir anne olduğun satırlarından anlaşılıyor.